ISNA'nın aktardığına göre Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, cumartesi günü yaptığı açıklamada Hürmüz Boğazı'nın aylardır kapalı kalmasının, özellikle Ukrayna'daki savaşla birleştiğinde, küresel ekonomiye ağır bir yük bindirdiği uyarısında bulundu. ISNA'ya göre Fidan, boğazdaki tıkanıklığın enerji ve taşımacılık maliyetlerini yukarı çektiğini ve bu durumun artık sadece bölgesel değil, dünya çapında bir soruna dönüştüğünü söyledi. Haberde Fidan'ın açıklamayı hangi vesileyle yaptığı ayrıntılı verilmedi; ISNA metni, bakanın sözlerini doğrudan aktarmakla sınırlı kaldı.
Donya-ye Eghtesad gazetesinin aynı açıklamaya ilişkin haberi, Fidan'ın sözlerini "Türkiye'nin açık uyarısı" olarak çerçeveledi ve Hürmüz krizi ile Ukrayna savaşının üst üste binmesinin küresel ekonomi üzerinde "zincirleme" bir etki yarattığını aktardı. Habere göre Fidan, iki krizin aynı anda sürmesinin enerji fiyatlarında ve tedarik zincirlerinde öngörülemeyen dalgalanmalara yol açtığını, bu dalgalanmaların hem gelişmiş hem gelişmekte olan ekonomileri aynı anda vurduğunu belirtti. Donya-ye Eghtesad, haberi ekonomi sayfasında işleyerek konuyu bölgesel güvenlik meselesinden çok bir küresel tedarik zinciri sorunu olarak sundu.
Fidan'ın açıklaması yalıtılmış bir çıkış değil; Türkiye dışişleri, boğazın kapalı kalmasının bir "silah" olarak kullanılmaması gerektiğini aylar önce de dile getirmişti. Hürriyet Daily News'in aktardığına göre Fidan, daha önce Doha'da yaptığı bir konuşmada da Hürmüz Boğazı'nın kapatılmasının dünya ekonomisine büyük bir yük bindirdiğini söylemiş, boğazın bir baskı aracı olarak kullanılmaması gerektiğini ve Türkiye'nin askerî değil diplomatik çözümü desteklediğini vurgulamıştı. Bu, Ankara'nın aylar boyunca sürdürdüğü istikrarlı bir pozisyonu doğruluyor: Türkiye kendisini krize taraf olarak değil, boğazın yeniden açılması için arabuluculuk önerebilecek bir aktör olarak konumlandırıyor.
Fidan'ın uyarısı, uluslararası kuruluşların son dönemde dile getirdiği benzer değerlendirmelerle de örtüşüyor. Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD), boğazdaki fiilî kapanmanın enerji, ticaret ve finans kanallarında baskıyı hızla artırdığı uyarısında bulunmuştu; bu değerlendirme, krizin artık sadece bölgesel bir tartışma değil, küresel tedarik zincirlerini ilgilendiren yapısal bir risk olarak görüldüğünü teyit ediyor.
Farsça basında nasıl verildi
| Kaynak (yönelim) | Başlık / çerçeve |
|---|---|
| ISNA (Yarı resmî) | Fidan'ın uyarısını doğrudan aktarıyor, boğazın kapanmasının küresel ekonomik baskıyı artırdığını söylüyor. |
| Donya-ye Eghtesad (Ekonomi, teknokrat) | Aynı açıklamayı "Türkiye'nin açık uyarısı" başlığıyla verip Hürmüz krizi ile Ukrayna savaşının küresel ekonomiye birleşik etkisini vurguluyor. |
İki kaynak da Fidan'ın sözlerini aynı şekilde aktarıyor; aralarında bir çelişki yok, sadece Donya-ye Eghtesad konuyu Ukrayna savaşıyla daha açık bağlantılandırıyor.
Bağlam
Hürmüz Boğazı, İran Devrim Muhafızları'nın kapatma kararını duyurduğu Şubat 2026'daki ABD-İsrail-İran çatışmasının başlamasından bu yana aylardır fiilen kısıtlı durumda. 30 Ekim'de bir tankere ateşli fırlatma cismiyle saldırı düzenlenmişti ve 31 Ekim'de Louise Mina adlı tankere yönelik ayrı bir saldırı bildirilmişti; bu olaylar boğazdaki güvenlik ortamının gerginliğini hâlâ sürdürdüğünü gösteriyor. Boğaz, dünya deniz yoluyla taşınan petrolün önemli bir bölümünün geçtiği dar bir geçit; kapanması ya da fiilen kısıtlanması, sigorta primlerini, taşıma maliyetlerini ve enerji fiyatlarının oynaklığını doğrudan etkiliyor.
Türkiye, çatışmada taraf olmayan ama boğazdaki tıkanıklıktan ve bölgesel enerji piyasalarındaki dalgalanmalardan doğrudan etkilenen bir ülke. Ankara, enerji ithalatının önemli bir kısmını Körfez ve Doğu Akdeniz üzerinden sağlıyor; bu yüzden Hürmüz'deki kesinti, Türkiye için hem enerji tedarik güvenliği hem de bölgesel ticaret rotaları açısından doğrudan bir risk oluşturuyor. Aynı dönemde sürmekte olan Rusya-Ukrayna savaşı da Avrupa'nın enerji tedarik rotalarını zaten zorluyordu; Fidan'ın iki krizi birlikte anması, bu çift baskının küresel enerji piyasalarında aynı anda hissedildiğine işaret ediyor. Ankara'nın bu açıklamayı tekrarlaması, Hürmüz'deki tıkanıklığın "geçici" değil yapısal bir risk haline geldiği mesajını güçlendirme çabası olarak okunabilir; Türkiye kendisini krize taraf olarak değil, boğazın yeniden açılması için diplomatik çözüm çağrısı yapan bir aktör olarak konumlandırıyor.
Türkiye'nin bu tutumu, bölgedeki diğer diplomatik girişimlerle de örtüşüyor. Umman Dışişleri Bakanı da benzer bir tarihte Körfez güvenliğine ilişkin açıklamalar yapmıştı; Ankara ve Muscat, Hürmüz hattında doğrudan taraf olmayan ama bölgesel istikrardan en çok çıkarı olan ülkeler arasında sayılıyor. Fidan'ın açıklaması, bu ülkelerin ortak çıkarının askerî değil ekonomik ve diplomatik bir çözüm olduğunu bir kez daha gündeme getiriyor.
Bu haber bilgilendirme amaçlıdır; yatırım tavsiyesi değildir.


