Katar Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Macid el-Ansari, Donya-ye Eghtesad'ın aktardığına göre, 2023 tarihli insani kanal anlaşması çerçevesinde Katar'da tutulan yaklaşık 6 milyar dolarlık İran kaynağının, taraflar arasında müzakere sürecinde "kilit teşvik araçlarından biri" ve karşılıklı güven inşa etmenin bir yolu olarak değerlendirildiğini söyledi. El-Ansari'nin açıklaması, bölgedeki askeri hareketlilik ve güvenlik endişelerine ilişkin spekülasyonlara yanıt olarak geldi.

El-Ansari ayrıca El Udeid Hava Üssü'nün İran'a yönelik herhangi bir eylem veya saldırı için hiçbir zaman kullanılmadığını söyleyerek bu yöndeki iddiaları yalanladı. Körfez ülkelerinin diplomasiyi tercih etmekle birlikte çıkarlarını savunmak için tam kapasiteye sahip olduğunu vurgulayan sözcü, İran'ın Hürmüz Boğazı'nın güvenliğinin yönetimine ilişkin bir önerisini aracılar üzerinden ABD tarafına ilettiğini, ancak Washington'ın nükleer dosyayı ve ek talepleri de görüşmelere dahil etme konusundaki ısrarı nedeniyle bu önerinin tıkandığını belirtti. El-Ansari, bölgesel krizlere yönelik her çözümün bölgesel mutabakata dayanması gerektiğini, Katar'ın şu an için teknik engelleri kaldırmaya ve diplomasiyi ilerletmek için sahadaki değişkenleri yönetmeye odaklandığını söyledi.

Hamshahri'nin aynı açıklamadan aktardığı kısımda el-Ansari, bu tür kaldıraçların taraflar arasında güveni güçlendirmek ve diplomasiyi ilerletmek amacıyla kullanıldığını tekrarladı. New Arab'ın İngilizce haberine göre söz konusu fonlar aslında Güney Kore'de dondurulmuştu ve 2023'te Doha'daki hesaplara aktarıldı; anlaşmaya göre paranın gıda, ilaç ve tıbbi malzeme gibi insani ürünlerin alımında, İran Merkez Bankası'nın siparişleri Katar tarafından onaylanarak kullanılması öngörülüyor.

Farsça basında nasıl verildi

Donya-ye Eghtesad, el-Ansari'nin açıklamasını El Udeid yalanlaması ve Hürmüz önerisinin ABD'nin ısrarıyla tıkanması gibi ayrıntılarla geniş aktarırken, Hamşehri yalnızca bloke para ve güven artırıcı araç kısmına odaklandı; Tahran Belediyesi'ne yakın gazete, ABD'yi doğrudan eleştiren "kaynakçılık" ayrıntısını öne çıkarmadı.

Bağlam

Bloke paranın 6 milyar dolar olarak teyit edilmesi, İran'ın ABD ile dolaylı müzakerelerde kullandığı kozlardan birinin somutlaşması anlamına geliyor. Daha önce İran'ın yedi şartının bazılarının ABD tarafından kabul edildiği aktarılmış (ABD, İran'ın yedi şartının bazılarını kabul etti; Rezayi yanıtı yetersiz buldu), ardından Garib-Abadi İran'ın yanıtını tamamladığını duyurmuştu (Garib-Abadi: İran, ABD'ye yanıtını tamamlıyor; savaşa hazırlık müzakereden eksik değil). El-Ansari'nin bugünkü açıklaması, Hürmüz'ün yönetimine dair İran önerisinin aracılar üzerinden iletildiğini ama nükleer dosya şartı yüzünden ilerlemediğini ilk kez bu denli açık biçimde ortaya koyuyor; bu da müzakerelerin resmî söylemdeki iyimser tondan daha karmaşık bir aşamada olduğunu gösteriyor.

Fonların geçmişi de karmaşık: New Arab'ın aktardığına göre bu kaynaklar aslen İran'ın petrol satışlarından elde edilen gelirler olup önce Güney Kore'de dondurulmuş, 2023'teki esir takası anlaşması çerçevesinde Doha'daki hesaplara nakledilmişti. O tarihte Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan'ın parayı kısa sürede kullanabileceklerini ima eden açıklamaları, Katar'ın "henüz hiçbir tutar İran'a aktarılmadı" açıklamasıyla çelişmiş, bu konuda taraflar arasında net olmayan bir tablo ortaya çıkmıştı; bu çelişki o dönemden bu yana teyit edilmedi. Mekanizma, Katar'ın İran Merkez Bankası'nın sipariş ettiği gıda, ilaç ve diğer insani malzeme alımlarını onaylaması esasına dayanıyor; yani para doğrudan İran'a geçmiyor, yalnızca onaylanan alışverişler için kullanılabiliyor.

El-Ansari'nin bugünkü açıklaması, bu dondurulmuş fonun sadece insani bir mesele değil, aynı zamanda Hürmüz güvenliği ve savaşın sona erdirilmesi görüşmelerinde aktif bir pazarlık unsuru olarak kullanıldığını ilk kez bu kadar açık biçimde kabul etmesi bakımından önemli. Katar'ın hem İran hem ABD ile diyalog kanallarını açık tutan arabulucu rolü, bölgedeki diğer krizlerde de (esir takasları, Hürmüz gerilimi) benzer bir işlev görmüştü.

Bu arada boğazdaki saldırıların sayımı bile kaynaklar arasında tartışmalı: TASS'a göre 13 günde 22 gemi vuruldu, İngiliz UKMTO ise aynı dönemde 12 saldırı kaydetti (Hürmüz'de saldırı sayımı karışıyor: TASS "13 günde 22 gemi" dedi, İngiliz merkezi 12 saydı); bu belirsizlik, El-Ansari'nin bahsettiği güvenlik yönetimi önerisinin neden aciliyet taşıdığını da açıklıyor.