Ettelaat gazetesinin Tasnim Haber Ajansı'ndan aktardığına göre Türkiye, Suudi Arabistan'a yönelik Husi saldırılarının yoğunlaştığı günlerde bu ülkeye ek askeri personel ve hava savunma sistemi göndermeye hazırlanıyor. Habere göre adımın temel amacı, Suudi Arabistan'ın kritik enerji altyapısını, özellikle Doğu-Batı Petrol Boru Hattı'nı korumak. İngilizce haber sitesi Middle East Eye, bu planı bağımsız kaynaklara dayanarak doğruladı.

Ettelaat'ın haberine göre destek paketi, gelişmiş askeri teçhizat sevkiyatını, teknik personel gönderimini ve muhtemelen savaş uçağı, pilot ve özel kuvvet unsurlarının Suudi Arabistan topraklarına konuşlandırılmasını kapsıyor. Middle East Eye'ın haberine göre Türkiye, geçen yıldan bu yana Suudi Arabistan'da enerji tesisleri dahil kritik altyapıyı korumak için teknik ekipler, hava savunma sistemleri ve elektronik harp teçhizatı bulunduruyor; yeni adımla bunlara ek teçhizat, teknisyen, acil müdahale ekipleri ve bu unsurlara eşlik eden muharip güçler gönderilecek.

Al-Monitor'ün haberine göre Türkiye ve Pakistan, "Mekke İttifakı" olarak bilinen üçlü savunma paktı çerçevesinde Suudi Arabistan'a hızla konuşlandırılabilecek güç ve askeri destek hazırlamak üzere anlaştı. Aynı habere göre bu adım, Husilerin Suudi petrol altyapısına ve Kızıldeniz'deki tankerlere yönelik saldırılarının sürdüğü, Suudi destekli Yemen güçleri ile Husiler arasındaki çatışmanın yoğunlaştığı bir dönemde atıldı; bir saldırı, Doğu-Batı Petrol Boru Hattı'ndan Kızıldeniz'e petrol pompalamayı da bir süre durdurmuştu.

Bağlam

Türkiye ile Suudi Arabistan arasındaki savunma işbirliği son yıllarda hız kazandı; iki ülke, enerji güvenliği ve bölgesel istikrar konularında düzenli temas kuruyor. Türk Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile Suudi mevkidaşı Prens Faysal bin Ferhan, son günlerde Suudi Arabistan'a yönelik saldırıları ve bölgesel güvenliği telefonla görüştü. Bu haberdeki askeri ayrıntılar Tasnim/Ettelaat kaynağına dayanıyor; bilgiler Middle East Eye ve Al-Monitor'ün bağımsız haberleriyle doğrulandı.

Doğu-Batı Petrol Boru Hattı, Suudi Arabistan'ın doğudaki petrol üretim bölgelerinden Kızıldeniz kıyısındaki Yanbu limanına ham petrol taşıyor; bu güzergâh, Riyad'ın Hürmüz Boğazı'nı kullanmadan da petrol ihracatını sürdürebilmesini sağlıyor. Hattın bu stratejik önemi, Husi saldırılarının neden özellikle bu tesisi hedef aldığını açıklıyor; Middle East Eye'ın haberine göre geçmişte bir saldırı, hattın Kızıldeniz'e pompalama faaliyetini bir süreliğine durdurmuştu.

Türkiye'nin bu adımı, aynı gün Riyad'da bildirilen patlamalar ve Aramco'daki yangın haberiyle ve daha önce Suudi Arabistan'ın Babülmendep'i geri alma hazırlığına ilişkin haberle aynı bölgesel gerginlik zincirinin parçası. Mekke İttifakı, Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında güvenlik ve savunma alanında işbirliğini öngören üçlü bir düzenleme olarak tanımlanıyor; üç ülke de Sünni çoğunluklu ve Suudi Arabistan ile tarihsel askeri ve ekonomik bağlara sahip.

Türkiye'nin savunma sanayii son yıllarda bölgesel ihracatını hızla artırdı; insansız hava araçları, hava savunma sistemleri ve elektronik harp teçhizatı bu ihracatın önemli bir kısmını oluşturuyor. Riyad yönetimi, Yemen'deki çatışmanın uzaması ve Husi saldırılarının sıklaşması nedeniyle son aylarda çok yönlü bir dış destek arayışına girdi; Pakistan ile yapılan trilateral düzenlemenin yanı sıra Türkiye'den alınan teknik destek de bu stratejinin bir parçası olarak öne çıkıyor.