Reuters'ın haberine göre Hürmüz Boğazı'ndan eylül ayında geçen sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) sevkiyatları, şubat 2026'da başlayan ABD-İsrail-İran savaşından bu yana kaydedilen en yüksek aylık seviyeye ulaştı. Londra merkezli Iran International'ın Farsça aktardığı habere göre, bölgedeki güvenlik endişelerine ve seyrüsefer belirsizliğine rağmen gaz taşımacılığında belirgin bir toparlanma görüldü.
Enerji verisi sağlayıcısı S&P Global Commodity Insights'ın rakamlarına göre eylülde Hürmüz'den 19 LNG kargosu geçti; veri şirketi Kpler ise aynı ay için 21 kargo kaydetti. Sevkiyatların 13'ü Katar, 6'sı Birleşik Arap Emirlikleri kaynaklıydı. Bu sayı, haziran ayında kaydedilen 15 kargoya kıyasla artışı gösteriyor. Ancak savaş öncesinde boğazdan günde ortalama üç LNG kargosunun geçtiği hatırlatılıyor; bu da eylül toplamının savaş öncesi düzeyin hâlâ belirgin biçimde altında kaldığı anlamına geliyor. Analistler, artışın ekimde de sürmesi hâlinde LNG geçişlerinin savaş öncesi seviyenin yaklaşık yüzde 25'ine ulaşabileceğini öngörüyor.
Oilprice.com'un Reuters verilerine dayanan aktarımına göre LNG gemilerinin büyük bölümü artık takip sistemlerini (AIS) kapatarak "kara modda" seyrediyor; bu da sevkiyat hacimlerinin bağımsız biçimde doğrulanmasını zorlaştırıyor. Aynı habere göre, ham petrol tankerlerinden farklı olarak LNG kargolarının açık denizde gemiden gemiye aktarılması teknik olarak daha güç; bu yüzden operatörler boğazdan doğrudan geçişe daha bağımlı kalıyor.
Oilprice.com, kısıtlı Orta Doğu kaynaklı LNG arzının Asya ve Avrupa'da doğal gaz fiyatlarını 2022-2023 enerji krizinden bu yana görülen en yüksek seviyelere taşıdığını bildirdi. Habere göre Katar, mücbir sebep (force majeure) ilanını kasım 2026'ya kadar uzattı; Katar'ın Ras Laffan limanından yakın zamanda üç LNG kargosu başarıyla geçmiş olsa da bu hacmin küresel arz dengesini anlamlı ölçüde iyileştirmeye yetmediği belirtiliyor. Analistler, kışın mevsim normallerinin üzerinde seyretmesi hâlinde Avrupa ve Asya'da ciddi arz sıkıntılarının yaşanabileceği uyarısında bulunuyor.
Haberde, bu kısmi toparlanmanın aynı zamanda Umman açıklarında bir tankerin vurulduğu saldırının yaşandığı haftaya denk geldiği, dolayısıyla güvenlik riskinin tamamen ortadan kalkmadığı vurgulanıyor. Sürdürülebilirlik konusundaki asıl belirsizlik kışa dair: İran'ın artan sevkiyatları boğaz üzerindeki caydırıcılığının aşınması olarak görüp görmeyeceği ve ABD'nin tankerlere eşlik eden deniz konvoylarının yüksek maliyetinin ne kadar sürdürülebilir olacağı netlik kazanmış değil.
Bağlam
Hürmüz Boğazı, dünya LNG ticaretinin önemli bir bölümünün geçtiği dar bir deniz yoludur ve başta Katar olmak üzere körfez ülkelerinin gaz ihracatının ana güzergâhını oluşturur. Şubat 2026'da ABD ve İsrail'in İran'a yönelik askeri harekâtı başladığından bu yana tanker şirketleri güvenlik gerekçesiyle seferlerini sınırlandırmış, sigorta maliyetleri yükselmiş, bazı şirketler boğazdan geçişi aylarca büyük ölçüde durdurmuştu. Eylül verileri, aylar süren düşüşün ardından taşımacılıkta kısmi bir toparlanmaya işaret ediyor; ancak uzmanlar bu eğilimin kalıcı olup olmayacağının İran'ın bölgedeki askeri tutumuna ve ABD'nin deniz güvenliği taahhüdünün sürdürülebilirliğine bağlı olduğunu vurguluyor. Türkiye doğrudan bu taşımacılık hattında yer almasa da, bölgedeki enerji arz güvenliğindeki dalgalanmalar küresel doğal gaz fiyatları üzerinden dolaylı biçimde Türkiye'yi de etkileyebilir.


