Cumhurbaşkanlığı baş müşaviri Oktay Saral, Azerbaycan'daki okullarda başörtüsünü hedef alan kısıtlamayı eleştirmesinin ardından pazar günü görevden alındı. İran'ın sertlik yanlısı Kayhan gazetesinin aktardığına göre azil, Ankara ile Bakü arasındaki diplomatik gerginliği yatıştırma çabasının bir parçası.
Kayhan'ın haberine göre Azerbaycan'da Eylül ayında yürürlüğe giren ve "laik eğitimle uyumsuz" sayılan giysileri okullarda yasaklayan düzenleme, başörtülü öğrenci ve öğretmenlerin okula alınmamasına yol açtı. Saral, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımlarda bu uygulamayı "kabul edilemez" olarak nitelendirdi ve "İnancı nedeniyle başını örten bir kızı eğitimden mahrum etmeyi hangi vicdan, hangi adalet haklı çıkarabilir?" sorusunu sordu. Kayhan, Saral'ın bu sözlerinin Bakü'de "içişlerine müdahale" olarak değerlendirildiğini ve Azerbaycan yönetiminin Ankara'dan müşavirin görevden alınmasını istediğini yazdı.
Türkiye Today ve Middle East Eye'ın haberlerine göre, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan pazar akşamı Saral'ı görevden aldı; AKP'nin güçlü isimlerinden sayılan Saral, kararın Azerbaycan'la ilgili açıklamalarıyla bağlantılı olup olmadığı sorulduğunda "Evet, öyle görünüyor" yanıtını verdi ve cumhurbaşkanının kararına "tam saygı" duyduğunu belirtti. Middle East Eye, Bakü'nün talebinin sadece Saral'ın görevden alınmasıyla sınırlı olmadığını, Aliyev'i eleştiren sosyal medya hesapları hakkında yasal işlem yapılmasının da istendiğini aktardı. Kayhan ise iddiasını, Azerbaycan Cumhurbaşkanı'nın Saral görevden alınmazsa Ankara'nın ev sahipliğindeki Türk Devletleri Teşkilatı zirvesine katılmayacağını söylediği yönünde ekledi; bu iddia resmî olarak doğrulanmadı.
Bağlam
Azerbaycan hükümeti Eylül ayında okul kıyafet yönetmeliğini değiştirerek "laik eğitimle uyumsuz" giysileri yasakladı; düzenleme başörtüyü doğrudan adıyla anmasa da başörtülü öğrenci ve öğretmenlerin okullara girişi engellendi. Bu karar Azerbaycan içinde geniş tepki topladı; İçişleri Bakanlığı, kamu düzenini bozdukları gerekçesiyle Bakü'de 37 kişinin gözaltına alındığını duyurdu, aktivistler bu sayının daha yüksek olduğunu ileri sürdü ancak bu rakamlar bağımsız olarak doğrulanmadı. Türkiye'de de din ve siyaset çevrelerinden gelen eleştiriler, hükümeti Bakü'yle ilişkileri dengelemek zorunda bıraktı. Krizin önceki aşamasında Ankara, benzer eleştirilerden geri adım atmıştı.
Ankara ile Bakü arasındaki bu kriz, iki ülkenin stratejik ortaklığının sınırlarını da gözler önüne serdi: taraflar ortak savunma sanayii ve enerji projeleriyle yakın işbirliği yürütürken, iç politika konularında keskin görüş ayrılıkları yaşanabiliyor. Saral'ın görevden alınmasının, Aliyev'in Ankara'nın ev sahipliği yapacağı bir sonraki Türk Devletleri Teşkilatı zirvesine katılımını kolaylaştırması beklentisiyle gündeme geldiği bildiriliyor; ancak her iki hükümet de bu bağlantıyı resmen doğrulamadı. Azerbaycan yönetici partisi Yeni Azerbaycan Partisi, Saral'ın sözlerini ve AKP'li bazı vekillerin benzer açıklamalarını "popülist ve sorumsuz" olarak nitelendirmişti. 31 Ekim'deki zirvede Aliyev, şahsi davete rağmen katılmadı; bu da Saral'ın görevden alınmasının beklenen yakınlaşmayı tek başına sağlamadığına işaret ediyor.
Kayhan'ın haberi, olayı Türkiye'nin bölgedeki müttefikleri karşısındaki tutumunun bir göstergesi olarak sunuyor ve Ankara'nın "180 derecelik bir dönüşle" ilk eleştirel tutumundan geri adım attığını, hatta Türkiye içinde Azerbaycan'ın iç meseleleri hakkında eleştiri yapanların cezalandırılacağı yönünde bir uyarıda bulunulduğunu öne sürüyor; bu son iddia, kullanılan diğer kaynaklarda doğrulanmadı. Olay, başörtüsü meselesinin Türkiye'nin bölgesel ittifaklarında hassas bir iç politika konusu olarak nasıl öne çıkabildiğini gösteren bir örnek oluşturdu.


