Azerbaycan okullarında başörtülü öğrenci ve öğretmenlerin sınıfa alınmamasına karşı Türkiye'ye sıçrayan protestolarda yeni bir perde açıldı. Kayhan'ın Tasnim'e dayandırdığı habere göre, geçen hafta yasağı eleştiren Türk yetkililer ve basını, bu hafta tutumunu yumuşattı; Kayhan bunu Ankara'nın "ekonomik ve siyasi çıkarlar karşısında geri çekilmesi" olarak yorumladı ve haberin başlığında bunu "Azerbaycan'ın iç işlerine karışanların Türkiye'de cezalandırılacağı tehdidi" olarak sundu.
Kayhan'ın haberine göre geçen hafta İstanbul'da bir grup sivil toplum aktivisti, Azerbaycan konsolosluğu önünde yasağı protesto etmiş ve "iki devlet, bir millet" sözünü sorgulayarak Bakü'nün İsrail'le yakın ilişkilerine de itiraz etmişti. Kayhan'ın aktardığına göre Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Azerbaycan'ın hicapla ilgili tutumunu "farklı yaklaşımlar" ve "önemsiz meseleler" sözcükleriyle tanımladı ve şöyle dedi: "Farklı yaklaşımlar propaganda aracına dönüştürülmemeli... sosyal medya üzerinden büyütülüp siyasi gerginliğe çevrilmesine karşıyız." Eski Başbakan Binali Yıldırım ise Bakü merkezli bir televizyona verdiği demeçte "Azerbaycan'ın iç işlerine kimin karışmaya hakkı var? Biz bunu asla kabul etmeyiz, kim karışmaya çalışırsa en ağır şekilde cezalandırırız; iki bağımsız devletiz, birbirimizin kararlarına saygı göstermeliyiz" dedi. Yıldırım, Erdoğan'ın başdanışmanı Oktay Saral'ın hicap yasağına ilişkin daha önceki eleştirel sözlerinin "kişisel görüş" olduğunu, cumhurbaşkanlığının resmî tutumunu yansıtmadığını da ekledi.
Kayhan'ın verdiği çerçevede Yıldırım'ın "en ağır şekilde cezalandırırız" sözü, "Azerbaycan'ın iç işlerine dışarıdan müdahaleye" karşı söylenmiş bir uyarı olarak okunabilir; ancak Kayhan'ın başlığı bunu "Türkiye'deki eleştirmenlerin cezalandırılacağı" şeklinde sunuyor. Bu yorum farkı bağımsız olarak teyit edilmedi; Fidan ve Yıldırım'ın sözlerinin tam bağlamı, kriz boyunca Azerbaycan'la ekonomik ve siyasi bağları koruma kaygısını yansıtıyor olabilir.
Farsça basında nasıl verildi
Kayhan, haberi "dolt-i Erdoğan'ın geri çekilmesi" çerçevesiyle verdi ve Fatih Erbakan'ın daha önceki "bu, Ermenistan'da bile olmadı" sözünü hatırlatarak Ankara'nın tutarsızlığına dikkat çekti. Diğer izlenen Farsça kaynaklarda (İRNA, ISNA, Hamshahri) bugün bu gelişmeye dair ayrı bir haber bulunmadı; konu 14 Ekim'de İRNA'nın haberiyle (Azerbaycan'da okul hicap yasağı protestoları Türkiye'ye sıçradı) gündeme gelmiş, bugünkü gelişmeyi ise yalnızca hardline çizgideki Kayhan işlemiş durumda.
Bağlam
Azerbaycan hükümeti, eylül ayında devlet okullarında "laiklik ilkesi" gerekçesiyle yeni bir kıyafet düzenlemesi getirmiş, bu düzenleme başörtülü öğrenci ve öğretmenlerin bazı okullara alınmamasına yol açmıştı. Al Jazeera'nın haberine göre düzenleme başörtüyü açıkça yasaklamıyor ama "laiklik ilkesini ihlal eden kıyafetleri" yasaklıyor ve en az iki okulda öğrenci boykotlarına yol açtı; Azerbaycan hükümeti, kuralın tüm öğrencilere eşit uygulanan tek tip kıyafet politikasının bir parçası olduğunu savunuyor. Anayasası laik bir devlet tanımı yaparken din özgürlüğünü de güvence altına alan Azerbaycan'daki bu gerginlik, "iki devlet bir millet" sloganıyla anılan Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinde nadir görülen bir kamuoyu çatlağına dönüştü. Yeniden Refah Partisi lideri Fatih Erbakan'ın sert eleştirileri, Türkiye içi muhalefetin konuyu sahiplenmesinin bir göstergesiydi.


