Azerbaycan'da devlet okullarında başörtülü öğrenci ve öğretmenlerin sınıflara alınmaması üzerine başlayan protestolar bu hafta İstanbul'a sıçradı ve Ankara-Bakü ilişkilerinde gerginliğe dönüştü. İRNA'nın bir Arap medya kuruluşuna dayandırdığı habere göre Bakü yönetimi, laiklik ilkesine dayandırdığı yeni üniforma kurallarını savunarak komşusu Türkiye'den "iç işlerine karışmamasını" istedi.

Anlaşmazlık 30 Ağustos'ta (21 Eylül) Azerbaycan Bakanlar Kurulu'nun okul üniforma yönetmeliğini "laiklik ilkesiyle uyumlu olmayan" kıyafetleri yasaklayacak şekilde değiştirmesiyle başladı; kararda "hicap" kelimesi geçmiyor. 6 Ekim'de kabul edilen ikinci bir düzenleme, öğretmenlere de diz hizasını aşmayan etek boyu gibi "sade ve laik" bir kıyafet zorunluluğu getirdi. ISNA'nın haberine göre bu adım, Türkiye'nin 1990'larda yaşadığı başörtüsü yasağı tartışmalarının acı hatıralarını yeniden canlandırdı. Denetimlerin 9 Ekim'de başlamasının ardından Bakü, Masallı, Calilabad ve Sumgayıt'taki bazı okullarda başörtülü öğrenciler sınıfa alınmadı; başörtüsüz öğrenciler de dayanışma amacıyla dersleri boykot etti. Hamshahri'nin aktardığı görüntülerde öğrencilerin ağlayarak okul kapılarında beklediği, bazı öğretmenlerin ise hicabı çıkarmaları ya da istifa etmeleri konusunda baskı gördüğü anlatılıyor. Azerbaycan İçişleri Bakanlığı, okul çalışanlarıyla çıkan arbedeler gerekçesiyle Bakü'de 37 kişiyi gözaltına aldığını açıkladı.

Protestolar Azerbaycan sınırlarını aşarak İstanbul'a taşındı: bir grup gösterici, Azerbaycan Başkonsolosluğu önünde toplanarak Bakü yönetiminden kararı gözden geçirmesini istedi. Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Türkiye'yi adıyla anmadan "yaşam tarzımıza karışılmasın" diyerek üstü kapalı bir eleştiride bulundu; Ankara ise bu açıklamaya resmî bir yanıt vermedi. Kayhan ve Hamshahri gibi sertlik yanlısı yayın organları, yasağı İsrail'in Aliyev'e "dikte ettiği" bir adım olarak sunarken, Hamshahri yasağı bir asır önceki Rıza Şah döneminin zorla peçe kaldırma politikalarına benzetti.

Farsça basında nasıl verildi

Kaynak (yönelim)Başlık / çerçeve
İRNA (devlet ajansı)Anlaşmazlığı Arap medyasına dayandırarak tarafsız duyurdu, Bakü'nün Türkiye'ye "karışma" çağrısını öne çıkardı
ISNA (yarı resmî)Ankara-Bakü gerginliğini Türkiye'nin kendi hicap yasağı tarihiyle ilişkilendirdi
Hamshahri (Tahran Belediyesi, ilkeci)Aliyev'i "şeytani" adımla suçladı, 200'den fazla gözaltı iddiasını ve Rıza Şah benzetmesini işledi
Kayhan (sertlik yanlısı)Yasağı İsrail'in dikte ettiği bir politika olarak sundu, internetin kısıtlandığını ve 100'den fazla gözaltı olduğunu yazdı

Gözaltı sayısı ve internet kısıtlaması iddiaları kaynaklar arasında çelişiyor: Azerbaycan İçişleri Bakanlığı resmî rakamı 37 olarak verirken Kayhan ve Hamshahri 100 ile 200'ün üzerinde gözaltı öne sürüyor; Al Jazeera ise kesin bir sayı vermeden "onlarca kişinin" gözaltına alındığını yazdı. İnternet kesintisi iddiası da bağımsız izleme kuruluşları NetBlocks ve OONI tarafından doğrulanmadı. Bu nedenle rakamlar teyit edilmedi.

Bağlam

Nüfusunun yaklaşık %96-98'i Müslüman olan Azerbaycan'da hicap tartışması yeni değil: 2010-2011'de de benzer bir üniforma kısıtlaması protestolara ve tutuklamalara yol açmıştı. Al Jazeera'nın haberine göre hapisteki gazeteci Polad Aslanov, 113 yıllık cezasını çekerken yeni kurallara karşı açlık grevi başlattı. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 23 Eylül'de Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'ndaki "Müslüman kadınlar artan bir ayrımcılıkla karşı karşıya" sözleri, Türk ve İran basınında Azerbaycan'a dolaylı bir gönderme olarak yorumlandı; ancak Al Jazeera bu ifadenin genel bir değerlendirme olduğunu, doğrudan Bakü'ye atıfta bulunmadığını belirtiyor. Türkiye ile Azerbaycan arasındaki "bir millet, iki devlet" söylemine dayanan yakın ittifak, bu krizi Ankara için hassas bir diplomatik konuma taşıyor: resmî bir kınama, stratejik ortaklığı zedeleyebilir; sessizlik ise İstanbul sokaklarındaki tepkiyi büyütebilir.