Uluslararası Af Örgütü, 8-13 Mehr (30 Eylül-5 Ekim) tarihleri arasında Dey ayaklanmasıyla ilişkili davalarda beş kişinin "ağır biçimde adil olmayan ve işkence içeren yargılamalar" sonucunda idam edildiğini açıkladı. İran International'ın aktardığına göre örgüt, salı günü yayınladığı bildiride İslam Cumhuriyeti'nin Dey ayaklanmasıyla bağlantılı olarak şimdiye kadar en az 34 kişiyi idam ettiğini, aralarında hükümet muhalifleri ve protestocuların bulunduğu onlarca kişinin ise hâlâ siyasi motivasyonlu idam riskiyle karşı karşıya olduğunu belirtti.
Af Örgütü'nün Orta Doğu ve Kuzey Afrika Bölge Direktör Yardımcısı Diana Eltahawy, İran yetkililerinin "savaş koşulları" ve ulusal güvenlik tehditlerini gerekçe göstererek baskıyı artırdığı konusunda uyardı; bunun, planlanan tüm idamların durdurulması için eşgüdümlü diplomatik baskı uygulanması gerekliliğini ikiye katladığını vurguladı. Eltahawy ayrıca İran yetkililerinin cezasızlığına dikkat çekerek, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin İran dosyasını Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne havale etmesini ve BM Genel Kurulu aracılığıyla cezai hesap verebilirlik için uluslararası bir mekanizma kurulmasını istedi. BM'nin barışçıl toplanma özgürlüğü özel raportörü Gina Romero da daha önce İran'da idamların durdurulmasını ve idam riski taşıyan mahkumların bağımsız biçimde izlenmesini talep etmişti.
Aynı gün gelen ayrı bir haberde, insan hakları izleme kuruluşu HRANA, Evin Cezaevi'nde tutulan siyasi mahkum A.A.M.'nin idam kararının Yargıtay'ın 41. Dairesi'nde onandığını ve kararın 19 Mehr'de (11 Ekim) kendisine tebliğ edildiğini bildirdi. A.A.M., bu yılın Mordad ayında (Temmuz-Ağustos) Tahran Devrim Mahkemesi 15. Dairesi'nde, hâkim Ebulkasım Salavati başkanlığında "bağy" (devlete karşı silahlı ayaklanma) suçlamasıyla idama mahkûm edilmişti. Masumiyet karinesi geçerlidir.
Bağlam
Af Örgütü'nün bu açıklaması, idam cezasına karşı dünya günü ve idam, siyasi mahkum bilançosu haberlerinde aktarılan eleştirilerin devamı niteliğinde. Örgüt, önceki bir raporunda da Mahsa Jina Amini'nin ölümüyle başlayan 1401 (2022) "Kadın, Yaşam, Özgürlük" protestolarının bastırılmasından sorumlu kişilerin hâlâ hesap vermediğini, bu dokunulmazlığın İslam Cumhuriyeti'nin hukuki ve yargısal yapısına kasıtlı olarak yerleştirildiğini ileri sürmüştü. İran'da idam cezası, "bağy" ve "moharebe" (Tanrı'ya karşı savaş açma) gibi geniş yorumlanabilen suçlamalarla sıklıkla siyasi muhalefete karşı uygulanıyor; bu suçlamaların hukuki tanımı ve uygulanışı insan hakları örgütleri tarafından uzun süredir eleştiriliyor.
A.A.M. davasında savunma makamının itiraz süreci ve olası bir infaz tarihi için bağımsız bir doğrulama şu ana kadar yapılamadı. Dey ayaklanmasına ilişkin idam dosyalarının büyük kısmı, 2025 sonunda başlayan ve ülke çapında yayılan ekonomik kaynaklı protestolardan doğdu; Af Örgütü bu dosyalardaki yargılamaların hızlı ilerlediğini ve sanıkların avukatlarına erişiminin sınırlı tutulduğunu daha önceki raporlarında da belgelemişti. Tahran yönetimi, idam kararlarının bağımsız yargı süreci sonunda verildiğini öne sürerken, uluslararası insan hakları kuruluşları bu süreçlerin adil yargılanma standartlarını karşılamadığını savunuyor; iki taraf arasındaki bu temel anlaşmazlık teyit edilmedi düzeyinde kalmaya devam ediyor.


