İran Nüfus Ulusal Merkezi Başkan Yardımcısı Hamid Berekati, ülkedeki düşen doğurganlık oranına dikkat çekerek 2046'da (1425 İran takvimi) 25-30 milyon yaşlı nüfusla karşı karşıya kalınacağını, ülkenin bakım, sağlık ve sosyal hizmetler açısından buna yeterince hazır olmadığını açıkladı. Kayhan'ın Tasnim'e dayandırdığı habere göre Berekati, Ulusal Çocuk Haftası toplantısında konuştu.
Berekati'nin aktardığı rakamlara göre ülke genelinde toplam doğurganlık oranı 2016/17'de (1395) kadın başına yaklaşık 2,1 çocuğa ulaşmışken, sonraki yıllarda düşüşe geçti; 2024/25'te (1403) 1,44'e, 2025/26'da (1404) ise 1,34'e geriledi. Yetkili, farklı ülkelerin deneyiminin, doğurganlık oranı çok düşük seviyelere ulaştıktan sonra yenileme düzeyine geri döndürülmesinin zor olduğunu gösterdiğini, bu yüzden nüfus politikasının düşüş derinleşmeden ve uzun vadeli bir bakışla ele alınması gerektiğini söyledi.
Berekati, 1986'da (1365) İran'ın doğurganlık oranının dünya ve Asya ortalamasına kıyasla belirgin biçimde yüksek olduğunu, bunun nüfus artışını kontrol eden politikalara yol açtığını; ancak bugün demografik tablonun tersine döndüğünü, yaklaşımların gözden geçirilmesi ve aile ile çocuk sahibi olmaya verilen desteğin ciddiye alınması gerektiğini belirtti. Aile Desteği ve Nüfusun Gençleştirilmesi Kanunu kapsamındaki teşviklerin ailelerin kararlarını etkileyebileceğini, ancak bu desteklerin sürekliliğinin ve etkinliğinin büyük önem taşıdığını vurguladı.
Yetkiliye göre yaklaşık bir milyon kişi evlilik ve çocuk sahibi olma kredisi sırasında bekliyor; kredi sürecinin uzaması ve ekonomik zorluklar ailelerin kararlarını olumsuz etkileyebiliyor. Berekati ayrıca "ne savaş ne barış" olarak tanımladığı belirsizlik ortamının da doğurganlık kararlarını etkilediğini, Mart 2026'da (Esfand 1404) doğum sayısının yıl ortalamasının yaklaşık yüzde 10 altında kaldığını, ancak sonraki aylarda bir miktar iyileşme görüldüğünü söyledi.
Berekati, Birleşmiş Milletler'in İran için 2,4, 1,9 ve 1,4 doğurganlık oranlarına dayalı üç senaryo öngördüğünü, mevcut oranın yaklaşık 1,3'e indiğini belirterek düşük doğurganlık senaryosunda İran nüfusunun yaklaşık 70 yıl içinde 30 milyona gerileyebileceği uyarısında bulundu; bunun işgücü yapısı, sanayi ve ekonomik kalkınma üzerinde geniş kapsamlı sonuçları olacağını söyledi. Yetkili, nüfus politikasının yalnızca doğurganlık oranını artırmakla sınırlı olmadığını, çocukların sağlıklı gelişimi ve yaşamın ilk bin gününe yapılan yatırımın da aynı derecede önemli olduğunu sözlerine ekledi.
Berekati, doğum sayıları ile doğurganlık oranının birbirine karıştırılmaması gerektiğini de hatırlattı: doğurganlık çağındaki kadın sayısı ve nüfusun yaş yapısı da yıllık doğum sayısını doğrudan etkiliyor; bu nedenle tek bir yıllık veriyle uzun vadeli eğilim hakkında kesin sonuca varılmaması gerektiğini söyledi.
Bağlam
İran, 1980'lerde doğum oranını artırmaya yönelik politikalar izlemiş, 1990'larda ve 2000'li yılların başında aile planlamasını teşvik eden bir çizgiye geçmiş, 2012'den sonra ise yeniden doğum teşvik politikalarına dönmüştü. Berekati'nin bugünkü açıklamaları, bu politika değişikliklerinin istenen etkiyi henüz yaratmadığını ve sorunun resmî makamlarca da kabul edildiğini gösteriyor. Ekonomik baskı ve yüksek enflamasyonun evlilik ve çocuk sahibi olma kararlarını zorlaştırdığına dair yetkilinin işaretleri, ülkedeki genel geçim sıkıntısıyla da örtüşüyor; bu durumun emeklilik ve sağlık sistemleri üzerindeki uzun vadeli yükü, nüfus politikasını yalnızca demografik değil ekonomik bir mesele hâline de getiriyor.


