Dışişleri Bakanlığı Hukuk Müsteşarı Kazım Garibabadi, 28 Şubat 2026'da ABD ve İsrail'in Hürmüzgan eyaletindeki Minab kentinde bir kız okulunu vurduğu iddia edilen saldırıyla ilgili bazı yabancı ülkelerin dava açtığını açıkladı. Kayhan'ın aktardığına göre Garibabadi, saldırının yaşandığı Şecere-i Tayyibe Okulu'nu ziyaret ederek Cumhurbaşkanı'nın hukuki takibe özel önem verdiğini ve şehit ailelerine selam gönderdiğini aktardı.

Garibabadi, "saldırıya ilişkin çok iyi belgeler toplanıp Tahran'a gönderildiğini, iddianame aşamasına gelindiğini" söyledi ve saldırıyı gerçekleştirenlerin uluslararası mercilerde hesap vermesi gerektiğini belirtti. İRNA'nın aktardığına göre heyet, okulu ziyaretinin yanı sıra Minab'daki ailelerle de bir araya geldi. Garibabadi ayrıca Lamerd kentindeki bir stadyumun "yeni bir silahın deneme alanı olarak kullanıldığını" iddia ederek bunu da bir savaş suçu olarak nitelendirdi; bu iddia bağımsız kaynaklarca teyit edilmedi. Ettelaat'ın haberine göre yönetmen Mecid Mecidi, Busan Film Festivali'nde gösterilen filmini "Minab'ın mazlum çocuklarına" ithaf etti.

Farsça basında nasıl verildi

Kaynak (yönelim)Başlık / çerçeve
Kayhan (Sertlik yanlısı)Yabancı ülkelerin dava açmasını ve hukuki takibi öne çıkardı
İRNA (Devlet ajansı)Garibabadi'nin okul ziyaretini ve ailelerle görüşmesini aktardı
Ettelaat (ılımlı-gelenekçi)Mecid Mecidi'nin Busan'daki film ithafını haberleştirdi

Bağlam

28 Şubat 2026, ABD-İsrail savaşının ilk günü Minab'daki Şecere-i Tayyibe kız ilkokuluna yapılan saldırıda can kaybı kaynaklara göre değişiyor: Minab savcılığı en az 108, İran Dışişleri Bakanlığı 168 kişiden söz etmiş, WikiShia kaynaklı bazı aktarımlar 156 rakamını vermiş, Al Jazeera ise ölenlerin 170'i aştığını ve çoğunluğunun kız öğrenci olduğunu bildirmişti. İlk açıklamalarda bir vali yardımcısının yalnızca 5 ölüden söz ettiği, Eğitim Bakanlığı'nın bu rakamı daha sonra 53'e yükselttiği de aktarılmıştı; rakamlardaki bu geniş farklılık bağımsız olarak teyit edilmedi. Al Jazeera'nın görüntü analizine göre bir ABD Tomahawk füzesinin isabet ettiği görülüyor; İran, saldırıyı "çifte vuruş" (double-tap) olarak nitelendirip ABD ve İsrail'e atfediyor. İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) olayın savaş suçu olarak soruşturulması gerektiğini, Uluslararası Af Örgütü ise ABD makamlarının binanın okul olduğunu bilebileceğini ve bilmesi gerektiğini, sivillere zarar vermemek için makul önlemleri almadığını belirtmişti; BM İnsan Hakları Konseyi de saldırıyı kınamıştı.

Mart 2026'dan bu yana Uluslararası Ceza Mahkemesi savcılığına ve Almanya, Fransa, Belçika, İspanya, Norveç, Hollanda gibi evrensel yetki tanıyan ülkelerin savcılarına hukuki başvurular yapılmıştı; bu başvurular saldırının BM Şartı'nın güç kullanımını yasaklayan hükmünü ihlal ettiğini öne sürüyordu. Nisan ayında Hürmüzgan eyaleti yargısının 337 sayfalık bir dosyayı uluslararası hukuk kurumlarına ve ulusal mahkemelere gönderdiği, Mayıs ayında da İran'da saldırıyı savaş suçu sayan bir ceza şikâyeti açıldığı bildirilmişti. Bugünkü açıklama bu sürecin bazı ülkelerde resmi dava aşamasına ilerlediğini öne sürüyor, ancak hangi ülkeler ve hangi aşamada olduğu bağımsız kaynaklarca teyit edilmedi; şimdiye dek herhangi bir yabancı mahkemenin davayı kabul ettiğine veya işlem başlattığına dair bağımsız bir haber de bulunmuyor. Olayın ardından İran'da "Cennetten Son Zil" adıyla anılan ayrı bir hukuki girişimin de çocuklara yönelik saldırıyı hedef alan bir dava süreci başlattığı bildirilmişti; bu da saldırının İran içinde hem resmî hem sivil düzeyde süregelen bir hukuki takip konusu olduğunu gösteriyor.