Khabaronline'ın aktardığına göre Avrupa Parlamentosu Perşembe günü İran, Gürcistan ve Azerbaycan'daki "insan hakları ihlalleri" iddiasıyla üç ayrı karar kabul etti. Habere göre parlamento üyeleri İran'ı sivillere yönelik "şiddet" ile suçladı, idam cezasının kaldırılmasını istedi ve İran'ı "dini ve etnik azınlıklara yönelik baskı" ile "sınır ötesi bastırma" iddialarıyla kınadı. Avrupa Parlamentosu'nun resmî basın açıklamasına göre İran kararı 541 kabul, 11 ret ve 25 çekimser oyla geçti; bu rakam Khabaronline'ın verdiği oy sayısıyla birebir örtüşüyor.
Avrupa Parlamentosu'nun resmî açıklamasına göre karar, İran'ı kişi başına dünyada en yüksek idam oranına sahip ülke olarak tanımlıyor ve protesto eylemleri sonrası mahkum edilen Taraneh Rahimi (20) ile Leyla Ebolhasani (43) için verilen idam kararlarının iptalini istiyor. Parlamento ayrıca İran yönetimine yönelik daha geniş yaptırımlar, rejimin Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne sevki, BM'nin bağımsız bilgi toplama misyonunun güçlendirilmesi ve "toplumsal cinsiyet apartheid"inin uluslararası hukukta insanlığa karşı suç olarak tanınmasını talep etti. Khabaronline'ın haberine göre parlamento üyeleri bu iddiaları "hiçbir kanıt sunmadan" dile getirdi; bu değerlendirme Khabaronline'ın kendi yorumu olup Avrupa Parlamentosu'nun açıklamasında böyle bir ifade yer almıyor.
Khabaronline'ın ISNA'ya atfen verdiği bilgiye göre parlamento, Gürcistan ve Azerbaycan hakkında da ayrı kararlar kabul etti. Donya-ye Eghtesad ise aynı gelişmeyi farklı bir başlıkla, sadece "idam cezasının kaldırılması çağrısı" vurgusuyla, ayrıntıya girmeden duyurdu; Khabaronline'ın haberi ise kararın kapsamını (yaptırım, UCM sevki, azınlık hakları) daha geniş aktarıyor.
Khabaronline'ın haberine göre bu kararların kabul edilmesinin ardından İran İslam Cumhuriyeti İnsan Hakları Merkezi bir bildiri yayımlayarak, "uluslararası insan hakları kurumlarının Fransa'daki son gelişmeleri de diğer ülkeleri değerlendirirken kullandıkları aynı hukuki ve insan hakları ölçütleriyle ele almasını" istedi; bildiride insan haklarına uyumun "siyasi, ittifaka dayalı veya jeopolitik kaygılardan etkilenmemesi gereken evrensel bir yükümlülük" olduğu belirtildi. Khabaronline bu bildiriyi, Fransa'da öğrenci gösterilerinin polis tarafından şiddetle bastırıldığı ve yüzlerce kişinin gözaltına alındığı iddialarıyla ilişkilendirdi; bu, karşılıklı suçlama ("whataboutism") niteliğinde bir yanıt.
Bağlam
Avrupa Parlamentosu, son yıllarda İran hakkında düzenli aralıklarla benzer kararlar kabul ediyor: Şubat 2026'da 524 kabul-3 ret oyuyla rejimin baskısını, Mayıs 2026'da ise 516 kabul-14 ret oyuyla protestocuların idamını konu alan kararlar geçmişti. Bugünkü kararın oy dağılımı ve içeriği, bu örüntünün bir devamı niteliğinde ve parlamentonun İran'a yönelik tutumunda belirgin bir sertleşme göstermiyor. Kararların bağlayıcı gücü sınırlı; Avrupa Parlamentosu kararları AB Konseyi'ni veya üye devletleri otomatik olarak yaptırım almaya zorlamıyor, çağrı niteliğinde kalıyor; nihai yaptırım kararı üye devletlerin oybirliğiyle Konsey'de alınıyor.
İran'ın insan hakları merkezinin Fransa'ya atıfla verdiği yanıt, Tahran'ın benzer AB kararlarına karşı standart bir savunma hattı oluşturduğunu gösteriyor; bu savunma hattı, AB'nin insan hakları söylemini "seçici" olarak çerçevelemeyi hedefliyor. Kararda adı geçen Taraneh Rahimi ve Leyla Ebolhasani'nin idam dosyaları, Farsça kaynaklarda bugüne kadar ayrıntılı işlenmedi; bu nedenle Avrupa Parlamentosu'nun bu iki isme dayandırdığı iddialar şimdilik yalnızca parlamentonun kendi açıklamasına dayanıyor ve bağımsız olarak teyit edilmedi.


