ISNA'nın aktardığına göre Tahran Adliyesi Başkanı Nasır Atebati, ekonomik suçlara bakan özel mahkemelerle yapılan bir toplantıda, döviz dosyalarındaki kovuşturmalar sonucunda bugüne kadar 10,5 milyar euro dövizin ülkeye geri döndüğünü açıkladı. Açıklama, ekonomik suç dosyalarının sayısındaki hızlı artışın tartışıldığı bir oturumda yapıldı.
Donya-e Eqtesad'ın ISNA'dan aktardığı habere göre Atebati, bazı organize ekonomik şebekelerin düşük gelirli kişileri ticari kart kaydı ve döviz taahhüdü oluşturmak için kullandığını belirterek, soruşturmaların bu şebekelerin asıl faydalanıcılarının tespitine odaklanması gerektiğini söyledi. Atebati'ye göre döviz istirdadının yanı sıra 3.060 milyar riyal değerinde takas işlemi yapıldı, bazı mülkler ve cep telefonu hatlarına da el konuldu. Açıklamaya göre soruşturmalar kapsamında büyük sanayi ve ticaret şirketlerinden 39 yöneticinin de bulunduğu 68 kişi tutuklandı; petrokimya sektöründe faaliyet gösterenler dahil 30 büyük şirketin döviz taahhütlerini tam olarak yerine getirdiği belirtildi. Atebati, kilit şüphelilerden yaklaşık 16 kişinin yurt dışına kaçtığını ve bu kişilerin iadesi için hukuki girişimlerin sürdüğünü de sözlerine ekledi.
Atebati ayrıca dosya sayısının 1404 (İran takvim yılı, 2025-2026) yılında 1.200 iken 1405 yılında (bugüne kadar) 4.200'e çıktığını, bunun yüzde 250'lik bir artışa işaret ettiğini söyledi. Bu artış karşısında uzman personel takviyesi, istinaf mahkemesi müşavirlerinin kapasitesinden yararlanılması ve çalışan haklarının iyileştirilmesi gerektiğini vurguladı. Atebati, yargı kararlarının başarı ölçütünün sadece hukuki gerekçelendirme değil, tahsil edilen alacak miktarı, ülkeye geri dönen döviz ve caydırıcılık etkisi olduğunu belirtti. Atebati sözlerini, kefillerden ve diğer hukuki sorumluluğu bulunan kişilerden de -asıl şüpheli kaçmış olsa bile- döviz taahhütlerinin tahsil edilebilmesi için müteselsil kefalet mekanizmasının güçlendirilmesi gerektiğini ve bu konuda tutarlı bir yargı içtihadı oluşturulması için Yargıtay ile eşgüdüm sürdürüldüğünü söyleyerek tamamladı.
Bağlam
İran, ABD yaptırımları ve sermaye kontrolleri nedeniyle yıllardır döviz kaçakçılığı ve ihracat gelirlerinin ülkeye girmemesi sorunuyla boğuşuyor; ihracatçılara döviz gelirlerini belirli bir süre içinde yurda getirme zorunluluğu getiren düzenlemeler bu nedenle sık sık güncelleniyor. ABD Hazine Bakanlığı'nın Ekim ayında riyalin kısa sürede değer kaybettiğini ve enflasyonun arttığını bildirdiği habere göre, yerli para üzerindeki baskı, ithalatçı ve ihracatçıları gayriresmi kanallara yönlendiriyor; bu da adliyenin bugün duyurduğu türden geniş kapsamlı soruşturmaların arka planını oluşturuyor. Atebati'nin sözünü ettiği "ticari kart kiralama" yöntemi, düşük gelirli vatandaşların kimlik bilgileriyle ithalat izni çıkarılıp bu kartların organize şebekelerce kullanılması anlamına geliyor; bu yöntem İran'da sık rastlanan bir döviz kaçakçılığı modeli olarak biliniyor. Aynı gün Merkez Bankası'nın, ihracatçılara kendi ihracat gelirlerinden ithalat için döviz sağlama avantajından yararlanma süresini 1405 yılının son ayına (Esfend) kadar uzattığına dair bir genelge yayımladığı da Farsça basında ayrıca duyuruldu; bu da hükümetin döviz girişini teşvik etmek için hem cezai hem de teşvik odaklı araçları aynı anda kullandığını gösteriyor. Açıklanan rakamlar bağımsız bir denetim kurumunca doğrulanmamış olup yalnızca adliyenin kendi beyanına dayanıyor.
Bu haber bilgilendirme amaçlıdır; yatırım tavsiyesi değildir.


