İran International'ın bir bilgi kaynağına dayandırdığı habere göre, Dey ayaklanması protestocularından 45 yaşındaki Peyman Kadiri, yaklaşık 9 ay önce başından vurularak komaya girdiği yaralanmanın ardından hayatını kaybetti. Kaynağa göre güvenlik güçleri, 1404 yılı Dey ayının 19'unda (Ocak 2026 başı) akşam saatlerinde Tahran'a bağlı Karçek ilçesindeki evine girerek yakın mesafeden başına ateş açtı ve Kadiri'yi ağır şekilde yaraladı.
Aynı kaynağa göre güvenlik görevlileri o gece Kadiri'nin oğlunu da gözaltına aldı; bu adımın aileyi olay hakkında susturmak için bir baskı aracı olarak kullanıldığı öne sürülüyor. Sanat eğitimi almış ve iç mekan tasarımcısı olarak çalışan Kadiri'nin yakınları, onu hayırsever bir kişi olarak tanımladı; birkaç kişinin düğün masraflarını üstlendiğini ve kimsesiz çocuklara baktığını aktardılar.
Kadiri'nin yaralanmasından ölümüne kadar geçen yaklaşık dokuz aylık süre boyunca ailesinin durumu kamuoyuna açıklanmadı; haberin ancak şimdi, bir bilgi kaynağı üzerinden İran International'a ulaşmasıyla duyulabildi. Bu iddialar tek bir bilgi kaynağına dayanıyor ve bağımsız olarak teyit edilmedi. Olaya karıştığı öne sürülen güvenlik görevlilerinin kimliği belirtilmedi ve resmî bir makamdan konuya ilişkin açıklama bulunmuyor; oğlunun gözaltı süreci ve serbest bırakılıp bırakılmadığı da haberde netleşmiyor.
Bağlam
Dey ayaklanması, 1404 yılının Dey ayında (Aralık 2025-Ocak 2026) ağırlaşan ekonomik koşullar ve artan yaşam maliyetine karşı başlayan ve kısa sürede siyasi taleplere dönüşen ülke çapında bir protesto dalgasına verilen isim. Güvenlik güçlerinin müdahalesi birçok şehirde ölüm ve yaralanmaya yol açtı. Uluslararası Af Örgütü, bu dalgayla ilişkili davalarda İslam Cumhuriyeti'nin şimdiye kadar en az 34 kişiyi idam ettiğini, aralarında hükümet muhalifleri ve protestocuların bulunduğu onlarca kişinin ise hâlâ idam riskiyle karşı karşıya olduğunu bildirmişti; HRANA gibi izleme kuruluşları ise son bir yılda İran'da toplam 2.003 kişinin idam edildiğini aktarmıştı (Af Örgütü: İran'da protestoculara idam dalgası sürüyor). Evin Cezaevi'nde tutulan siyasi mahkumlarla ilgili baskı iddiaları da bu hafta ayrıca gündeme gelmişti (Evin'de 14 siyasi mahkûm). Birleşmiş Milletler'in barışçıl toplanma özgürlüğü özel raportörü Gina Romero, daha önce İran'da idamların durdurulmasını ve idam riski taşıyan mahkumların bağımsız biçimde izlenmesini talep etmişti; Kadiri'nin vakası, bu izleme çağrılarının kapsamına giren idam dışı ama ağır yaralanma vakalarından birini oluşturuyor.
Kadiri'nin ölümü, protesto sırasında yaralananların sayısına, kimliklerine ve akıbetlerine ilişkin belirsizliğin aylar sonra bile sürdüğünü gösteren örneklerden biri olarak öne çıkıyor. Tahran yönetimi, protesto bastırma operasyonlarına ilişkin bu tür iddialara genellikle kamuya açık bir yanıt vermiyor; insan hakları örgütleri ise yaralı ve ölü sayılarının gerçekte resmî açıklanandan daha yüksek olabileceğini öne sürüyor. Ağır yaralı protestocuların aylarca komada kalıp sonradan hayatını kaybetmesi, resmî ölüm istatistiklerinin protesto dalgasının gerçek insani maliyetini eksik yansıtabileceği yönündeki eleştirileri de güçlendiriyor.


